Birkan Tatar

Kişisel bir şey değil bu

A Clockwork Orange (Otomatik Portakal)

Ağustos19

 otomatik portakal a clockwork orange

Geleceğin İngilltere’sini anlatan 1971 yapımı bir Stanley Kubrick efsanesi… Bu hafta hem kitabını okudum, hem de filmini izledim. Ve efsanenin ne kadar büyük olduğunun tartışılırlığını anladım…. Heyt nası merak yarattı şimdi bu cümleler hadi more’a tıkla da oku sevgulü ziyaretçi…

Anthony Burgess’in aynı adlı meşhur eserinden uyarlanmış meşhur film. Film dediğim gibi geleceğin İngilteresi aha böyle olacak diyerek yapılan bir varsayım. Suç oranının artışı ve hükümetin insanları otomatik bir makineye dönüştürme çabası…

Filmi kitabına en çok benzeyen eserler arasında Otomatik Portakal başı çeker. Ayrıca dönemin en meşhur filmlerinden biri. Hatta cinselliğin kitaptakinden daha ön planda olduğunu söyleyebilirim.

Anthony Burgess kitabımızın yazarı. Bir gün Anthony Bey’e beyninde çıkarılamaycak bir tümör olduğu ve 1 yıl içinde öleceği söylenir. Anthony Burgess bu bir yıl içinde 5 kitap birden yazar. Bunun bir nedeni de karısına bir gelir kaynağı bırakmak için.

Daha sonra bunun yanlış bir tespit olduğu, Türk filmlerindeki gibi röntgenlerin karıştığı ortaya çıkar. Anthony Abi hemşireye YUH der ama bir yandan da rahatlar. Buna rağmen bu hızlı üretkenliği durulmadan ömür boyu devam eder.

Anthony Burgess kitabına çekilen bu filmi izlediğinde Vasat olarak nitelendirir. Kendisi Stephan King gibi kitabına çekilen hiçbir filmi beğenmiyor galiba…

Tabii ki haksız olduğunu söyleyemem daha doğrusu tamamen haksız olduğunu, bu yazıyı da kendisinin yorumunu sorgulamak için açtım

Öncelikle film daha iyi ya da kitap daha iyi demek bence imkansız. Zira Kubrick de kafasınad canlandırdıklarına göre esere birşeyler katmış, birşeyler çıkarmış. Bunların kimisi iyi kimisi kötü olmuş.

Öncelikle Kubrick abimiz kitapta olmayan bir ayrıntıyı filmin aan unsuru yapmış: Kıyafetler ! Kitapta karakterlerimiz ve başkarakterimiz Alex’in okul öğrencisi oluşlarına daha iyi bir vurgu yapılmış ve ktiaba göre bu çete elamanlarımız günün modasına uygun fiyakalı takım elbiseler giymekteler. Filmde ise özel beyaz bir kostümleri var. Bence filmi klasikleştiren ögelerden biri de bu kostüm.

Daha sonra Stanley Kubrick klasik müziği kitabın ötesine taşımış ve harika bir uyumlulukla filmde kullanmış. Filmn aşmışlığını bu sağlıyor zaten. Kitapta betimlemeleri bile bu kadar başırılı değilken, 9.senfoniyi görsel bir şölen olarak sunmak dahilik ister bence.

Gelelim Anthony Abi’yi haklı çıkaran kısımlara. Film hikayenin bazı yönlerini zayıf ele almış. Örneğin Alex’in hapishaneden deney için seçilmesi filmde neredeyse piyango ile oluyor. Aslında kitapta durum bambaşka. Kitaba göre Alex’in de kaldığı koğuşa gece bir tutuklu daha sokarlar fakat hiç boş yatak yoktur. Alex’e sen gençsin kalk ben yatacağım der ama Alex ve oda arkadaşları buna izin vermez. Alex gece uyandığında adamı üstüne çıkmış uyurken bulur. Uyandırdığında adam tacizci bir yaklaşım izler. Bunun üzerine koğuşçanak adam dövülür. Yerde yatarken de bazı abukluklar gösterince Alex “Onu bana bırakın” der ve Allah yarattı demeden bir güzel dalar. Sabah uyandıklarında adamı ölü bulurlar. Herkes Alex’i dünki gibi savunmak yerine suçlamayı yeğler. O gün hapishaneye konuk gelen Bakan ise iflah olmaz ve genç görünen kahramnımızı deneye en uygun kişi olarak seçer (galiba bakan seçmişti).

Alex de muradına ermiş olur ancak deneyin sonuçları bambaşkadır…

Film izlenmezse izlenmezlerden dememe gerek yok galiba, zaten Dünya bu konuda hemfikir. Ben de rahmetli Stanley ve Anthony Abilerimize saygılarımı yolluyorum buradan. İyi iş başarmışlar.

 

otomatik portakal a clockwork orange
 

imdb puanı :
8.5/10
Yapım :
1971, İngiltere
Tür :
Dram / Gerilim / Psikolojik
Yönetmen :
Stanley Kubrick
Senaryo :
Stanley Kubrick, Anthony Burgess
Oyuncular :
Malcolm McDowell, Patrick Magee, Warren Clarke, Michael Bates, John Clive, Adrienne Corri, Carl Duering, Paul Farrell, Clive Francis, Aubrey Morris
Yapımcı :
Stanley Kubrick
Görüntü Yönetmeni :
Stanley Kubrick, John Alcott
Müzik :
Wendy Carlos, Rachel Elkind
Süre :
2 saat, 16 dk.

“A Clockwork Orange (Otomatik Portakal)”

3 Yorum
  1. 19 Ağustos 2008 saat 20:47 Egemen Doğan diyor ki:

    benim en sevdiğim filmdir. Kubrickin yarattığı karakterler ve Beethoven’ın şiddet dürtüsü,hayali mekanlar,orta çağ terimleri…şiddet hepsi güzel ve sade bir şekilde verilmişti. Yargı ve deney süreci de filmin yaratıcılık zirvesiydi.

  2. 28 Ağustos 2008 saat 01:43 Mertcan diyor ki:

    Şu filmi bir türlü izleyemedim, en kısa zamanda izlemeliyim ( demi ? )

  3. 28 Ağustos 2008 saat 01:44 admin diyor ki:

    Tabiii tabiii izle izle izlemeden olur muu. Bu bir classico

E-posta gizli kalacak.

Website örneği

Yorumunuz:

 
  • Giriş
  • Standart XHTML
  • XFN
  • WordPress
  • Yakuter