Evde son gece
Kış ve bahar aylarının evde geçireceğim son gecesindeyim sanırım. Tatlı bir burukluk hissediyorum desem yalan olur belki kapıdan çıkarken hissederim. Bu gece son şarkısı aklımın ucundan bile geçmedi.Ankara’yı özledik artık, en azından yapacak birşeyler oluyor, yapacak birşeyler olmasa yurtta bi hareketlilik oluyor. Elazığ’da hiçbiri yok gibi bişey benim için. Günlerimin ortalama 14 saati bilgisayar başında oturarak, 2 saati film izleyerek, 1 saati de 2 öğünlük yemekle geçti. Bulunduğum süreçte hava güzeldi, sabah kahvaltılarımın çoğununu babaannem hazırladı annem işte olduğundan sağolsun, dedem de 1′de uyanıp kahvaltı etmeye gelişime pek birşey demedi, ayrıca saçımla ilgili de en ufak bir eleştrisi olmadı bence tatilin en bomba kısımları bunlar
Yeni kuzenler büyümüş, mimit konuşmaya başlamış, Ayşe ağlamaya başlamış falan. Akvaryum özellikle yosunlar yüzünden felaket haldeydi, sonunda bugün temizleyebildim, babam yosun oluyo bunlar hep atıcam bunları diye bir cümle sarfettiği için saınırım onlarca kilo odundan daha fazla para eden 2 dal mahogany kütüğümü balkona kaldırdım, yazın çöpe atıldığını öğrenirsem ailede yaprak dökümü yaşanır maazallah diyerekten. Akşam yemeğinde uçuş için check-in yapmayı unuttuğumu hatırladım, yemekten sonra odaya gittim, bilgisayarı açtım, yazıcıyı açtım ardından bavulu açtım ve o da nesi elektronik bileti ya çöpe atmışım ya da bir yerlere fırlatmışım. Ufaktan kzıarmaya başladım tabii, elektronik bilet numarası olmadan check-in yapmam imkansızdı. Sanırsam havaalanında da yapmam imkansız olacaktı bu durumda. Akabinde büyük umutlarla valizin koluna kendisini bagaja vermek zorunda kaldığım için ve sonra çıkarmaya üşendiğim için yapıştırılmış etiketleri yokladım hemen, ve evet aradığımı üzerlerinde buldum. Uyuz ola ola bagaja vermeseydim bavulu hala geril geril oturuyor olacaktı belki, o yüzden yarın Esenboğa’da en az yarım saatimi çalacak olsalar da onlar için şöyle sesleniyoruz: Spatül hayat kurtarır !
