27.03.10 Cem Adrian vs
Bugün büyük gündü, eh benim için o kadar da heyecanlanacak bir şey yoktu ama yine de glmişti sonunda Cem Adrian konserine gideceğimiz gün. NŞA’da çok daha kalabalık gidebilirdik ama organize olmada zayıf bir milletiz neticede ve ben de yurdun son dönemki sıkı yönetim politikasını da göz önünde bulundurarak gitmezdim ama Duha’nın ısrarlarıyla gitmeye karar verdik birlikte.
Güne uyanarak başladım, gitarımı alıp Derman’ın eve gittim. Büyük usta bana gitar öğretme kararı almıştı zira
Kahvaltıyı da cidden yediğim en güzel menemeni yaparak hazırladı, helal ossun. Mi telinden başladık çalışmaya, metodu da çalışayım diye bana verdi, bi dahaki gidişimde parmak alıştırmalarını da yapamazsam döver valla, her neyse Derman’dan direk Kızılay’a geçerim diyerek yurttan çıkmadan izin almıştım, bu durumda gitarı bırakmak için geldiğimde giriş çıkış yapmamam gerekiyordu muhtemelen. Neyse ki hem girişte hem çıkışta güvenlikçileri bi şekilde atlattım
Gelirken yoktu, giderken dışarda telefonla konuşuyordu.
Duha ile sözleştirdiğimiz gibi 7 civarında buluştuk, Leman’da yemek yedik, Plaklı Figüran’da çay içtik. Bir ODTÜ’lü olarak Ankara’yı bir nebze görmüş oldu
Bu Odtülüler böyle, Ankara’da metro olduğunu bilmeyenleri varmış diyollar…
ve 312′ye girdik, akıllılık edip biraz geç gelmiştik ama önleri dolu görünce bozulduk ama başlamaya yakın cingenliğimizi konuşturarak önlere sıvıştık, sahnenin 1 metre gerisinden izlzedik güzel güzel.
Bekle bekle gelmedi Cem, 30dk gecikti, sağıma bir döndüm ki kimi göreyim, Cem
Seyircinin arasından daldırmışlar garibimi yol açmaya çalışıyo, yol verdim tabii, dönüşünde de ceketinin kadifesini tattım, insan kulis yapar adam aradan geçene kadar kriz geçiricekti anormal bişi zaten
Cem Bey’i yanımda görünce uzun ve zayıf olduğunu fark ettim, bu kadar olacağını düşünmezdim, bi yumrukla hayata gözlerini yumabilecek bi izlenim verdi bana biraz yemesi lazım kilo alması lazım balık yağı içmesi lazım. Bir de sahnede elleri fatal dönemde malformasyona uğramış, kromozomu fazlaymış gibi hareketlere girmekteydi ama özgünlüğüne veriyoruz.
Performans gayet iyiydi ancak seyirciyle iletişim sıfır, sanatçı milleti diyoruz. Sarı gelin ve özellikle SummerTime’da gösterdiği performans cidden hayran bıraktı, yuh dedirtti, Duha’ya yaaa asıl bunu kaydetcektim telefonaaaa dedirtti.
Konser bitti, koşa koşa Duha’yı ODTÜ minibüsüne yetiştirebildik, kendimi de metroya atttım ama güvenlikçinin nereye gardeşim sorusuna verdiğim Kurtuluşa yanıtı Kurtuluşa kalmadı ile sonlandı, ben de taksiye atlayıp geldim, güvenlikçi ne yazık ki kural manyağı Fatih abiymiş ama kendisi o an bi yerlerdeydi galiba, nöbetçi memurla yapılan telefon görüşmeleri sonucu fark ettiğiniz üzere odama çıkmayı başardım
Bu arada ÖSS’ye hazırlanan değerli arkadaşım Mertcan’a sınavda başarılar diler, kendisi için konserden birkaç şarkıyı kaydettiğimi ve yazın ileteceğimi belirtirim

