Ankara’da son gün
Evet bugün Ankara’da son günüm, son 27 saatim. Dün 7.15′te uyanıp, Beytepe kampüsüne gidebilmek için arkadaşlarımı ve otobüs kuyruğunu bekleyip sınava 15dakika geç girip bilmem kaç dakika erken çıkınca aslında beni Ankara’da tutan hiçbir şey kalmadı. Merkez Diş Deposundan Polywax’ımı da aldım ve yolculuğa hazırdım. Ancak uçak biletini aylar öncesinden alınca böyle olacağını kestiremiyorsun, haliyle ben de bileti Cumartesiye almıştım.
Bu arada Polywax’a niye herkes polivaks diyo yaa poliveks diyelim ne kibar ne şeker bişey oluverir. Kimsede mumu sevme çabası göremiyorum.
Ankara’daki son günüm dedim değil mi, evet böyle yazınca bugün özel bişey yapmışım da anlatacakmışım gibi durdu ama günü muhtemelen yurtta geçirebilirim, aslında Ulus’a gidip Konya sokağı bulup, elektronikçilerden pancake motor ya da en azından başka bir ufak titreşim motoru bulmak istiyorum, eve gidince el kamerası için 35mm adaptörümü tamamlamayı planlıyordum bir haftadır, anatomi finaline çalışacağıma bunu araştırdım yine geçenlerde ama finaller bitince o şevk kırıldı. ÖSS’ye hazırlanırken de Sinema’nın 5 Temel Öğesine başlamıştım, ÖSS geçti bir yıldır kitapta 80.sayfaya gelebildim. İnsan böyle bi organizma işte.
Gece Hunger filmini izledim, bitirdim, 15dakikalık konu 96 dakikaya esnetilmiş, küfür mü etmeli tebrik mi etmeli kestiremedim ama IMDB’ye girince mevcut ortalamasına ayıp olmasın diye 7 verdim.
Erkin’le bütün gün Ankara’yı yürüyerek yarılayıp, metrodan inice yurda gideceime Derman’ın evine gittiğim için, dönüşte de yorgunluktan zaten bitap bünyemi çok zorlamış olacağım ki kaç gündür boğazımın ağrısı, burnumun tıkanıklığı devam ediyor. Bal, ıhlamur hep anlık rahatlamalar sağlıyori gece uyumak zor bu şekilde. İkbal odaya dönmüş olmasa sabahlardım dün gece muhtemelen.
Bu arada dün sınavdan gelince PES oynamaya gittik 7 kişi. Benimle eşlenip yenilmeyen üstüne 2-1 galibiyet alan tek insan Mehmet oldu, kendisini tebrik ediyoruz. Erkin de çok artislik yapınca Serhatla ikisi bana karşı oynadılar. İlk golü çakınca bayağı gaza geldim ama üstüne yediğim 4 gol pek iyi olmadı. Neyse geliştircez artık PeS’i, belki tatilde buna yönelirim
Şu sıralar şunları öğrendim;
-İlk vize özellikle çok önemli, yüksek not almaya bakacaksın, sonra kaldım kaldım bütünlemeden bile 72 alamam demeyeceksin.
-Kuğulu Park’a gittim, kuğular falan şeker biyer fakat Park Kurtuluş Park’ının yirmide biri kadar olmasa daha güzel olabilirmiş. Gerçi Kurtuluş’ta da başımıza bi iş gelse bi hafta sonra bulurlar heralde.
-Metro’ya bile paso kontrolü için eleman koymuşlar, Ankamall’den çıkıp öğrenci egosuyla saf saf turnikeden geçince önüm kesildi, bir de fırça yedim. Metroya dikkatli binmek lazım öğrenci egosu kullanan pasosuz arkadaşlar, otobüste rahat olun zaten şoförün insafına kalmış, kaçış yok ama metroda en uzak turnikeyi seçin, bir de cebinizde boş bi normal ego kartı olsun diyollar.
-Hukuçular tatile gitmeden evel Erol ve Yılmaz’la AOÇ’ye gittik, ilk defa kokoreç yedim, kanımca son defaydı zaten bana göre bişey değil, bi daha gidersem ya döner ya köfte
Hayvanat bahçesi’nin 16.40da kapandığını öğrendim, hava kararmadan kapatıyolar galiba, kurtlar yemesin turistleri diye. Banliyö trenini kullanmış olduk bir de, kaloriferlerinin deli gibi çalıştığını öğrendik, Yılmaz’ın ayakkabısının tabanı eriyince…
-Protezcilerin finalde gömdüğünü öğrendik, 2lere de aynısı olmuş çünkü galiba.
Neyse son yazmadan sonlandırıyorum zaten kim okuyacak bu kadar uzun gereksiz şeyi


